Pages

Friday, March 16, 2012

25 Agustos 2008 Licata - Sicilya

Pozisyon: 37.11.504 N, 13.29.509 E
Sabah 4.30'da ruzgarin kesilmesini firsat bilip, herseyi neta edip yattik. Sabah 8'e kadar bir guzel uyuduk. Bugun sansimizi denemek istedigimiz yer Licata. Bakalim orada durabilecek miyiz? 

Hafif bir ruzgarla 1 mil kadar aciktan kiyi seyri yapiyoruz. Sicilya kiyilari inanilmaz ciplak gorunuyor. Dogru durust bir cali bile yok gectigimiz yerlerde. Buralara bakinca Turkiye hakikaten cennet. Zaman zaman sera oldugunu sandigimiz yapilar dikkatimizi cekiyor. Turkiye'deki egme plastik seralara benziyorlar. Tepelerde gordugumuz dev ruzgar turbinleri buralarda ruzgarin bol oldugu izlenimi veriyor. 

Buralara bakinca bizim kiyilarimiz cennet 

Hep boyle agacsizdi


Biraz yelken, biraz motor devam ediyoruz. Hava kararmadan Licata'ya varsak iyi olur. Saat 16.00 gibi nihayet Licata limanina giriyoruz, limanin icine girince ne tarafa gidecegimize karar veremiyoruz. Icerde bir mendirek daha var, sanirim eski limanin cevresine yeniden daha buyuk bir mendirek yapmislar. Eski mendirek ici dev balikci tekneleri ile dolu, iki mendirek arasindaki boslukta bir teknenin diregini gorunce hemen oraya dogru ilerliyoruz. Buranin ne oldugunu tam cozemedik ama nasil olsa birileri demirlemis, biz de durabiliriz herhalde. Hemen demiri atiyoruz. (Pozisyon: 37.05.664 N, 13.56.676 E)

Biraz kendimize gelip etrafi toparladiktan sonra kiyiya bir kesif gezisi yapmaya karar veriyoruz. Dingiye atlayip, ic limana gittik. Kocaman trol teknelerinin arasinda zar zor rihtima yanastik. Teknelerin arasi tipki Sirkeci'deki yolcu vapurlarinin yanastigi yer gibi(80'li yillar) Yuzen bilumum cop, deniz yuzunu kaplayan yag tabakasi vb. Dingiyi baglayip yuksek rihtima tirmandik. Ama rihtimin basibos ve terkedilmis goruntusu korkularimizi destekledi, ucusan kagitlar, copler, issiz gucsuz serseri gorunumlu birkac kisi, gobekli balikcilar, kabus gorunumlu bir yer. Bir an once buradaki islerimizi halledip, su, yakit ve yiyecek ikmali yapip buradan ayrilsak iyi olur. Sicilya'da durma konusundaki tedirginligimizde hakliymisiz galiba. Ortam hosumuza gitmeyince, dingiyi birakip gitmeye de korktuk, hemen dingiye atlayip tekneye donduk. Ic limandan cikarken  mendiregin arkasinda yaklasan bir yelken diregi gorduk, onlara yardimci olmak icin biraz bekledik, iceri girdiklerinde de yanlarina yaklasip bizim teknenin oldugu tarafa gitmelerini, yerin demire musait oldugunu soyledik. Onlar da tesekkur ettiler, daha sonra beraber birseyler icmeye davet ettiler ve bizim yakinimiza demirlediler. Bir sure sonra dingiyle yanlarina gittik. Teknenin adi Twice Eleven, Oyster 435 model, oldukca pahali bir tekne(ortalama 200,000$) . Sahipleri Tamsin ve David, bize icecek soguk bir seyler ikram ettiler, biraz muhabbet ettik. Onlar Karayiplere dogru gitmeyi planliyorlar ve okyanus gecisi icin uygun zamanin gelmesini bekliyorlar. Bizim macerayi duyunca cok sasirdilar, Tamsin yillardir yelken yariscisiymis, ama hic uzun yol yapmamislar, hic durmadan yaptiklari en uzun seyir 400 mil imis, hatta o seyri tamamlayinca cok sevindiklerini ve nasil rahatladiklarini belirttiler ozellikle. Bizim maceraya hayret ettiler, kendilerinin o kadar yelken tecrubesi varken Atlantik gecisi icin hala "dokuz olc bir bic" seklinde davraniyorlar, boyle paldir kuldur hadi gidelim diye yola cikmak onlar icin uzaya gitmek gibi olsa gerek:)) Kendilerine ilham kaynagi oldugumuzu defalarca soyleyip, sezon gelince Atlantik gecisini yapacaklari sozunu verdiler. Nitekim gecmisler, simdi bu yaziyi yazarken merak ettik, google'dan bir bakalim dedik, bizim yariscilar Karayiplerde, orada bir yarisma bile kazanmislar, helal olsun.



Tamsin ve David bize giderken Ege'de durabilecegimiz bir kac yer de tarif ettiler. Burokrasi ile ugrasmadan demir at, demir al git. Vize ile ugrasmamak isimize geliyor, zaten Tarifa'da acemiligimizi attiktan sonra rahatladik bu konuda, Mallorca'da gayet guzel ciktik, gezdik, kimse birsey sormadi. Burada da oyle yapabiliriz herhalde, cunku hic gumruk ofisine benzer bir yer gormedik.  


Nihayet demirdeyiz

Kaptan biraz endiseli

yerimiz bol:)

Liman girisinde balikcilari selamlayan Isa heykeli

Balikcilar ag tamirinde

Bu goruntu bize cok tekin gelmemisti
 
Rihtim


Wednesday, February 29, 2012

24 Agustos 2008 - Sicilya'da kararsiz bir gun

Pozisyon: 37.45.940 N, 12.15.397 E  (03.40)
 Marsala'ya 9 mil var. Bazi Italyan yemeklerine tat katan meshur Marsala saraplarinin anavatani olan bu sehri merak ediyoruz. Nihayet gece yarisi biraz ruzgar cikti, 2.1 knotla gidiyoruz! Ana yelken kapali ve okuzumuz de yarim acik. Limana sabah mantikli bir saatte varma dusuncesiyle hizimizi bu civarda tutuyoruz. Her zamanki kuralimiz: Bilmedigin bir limana gece girme. Ruzgar 5 dakika esiyor, sonra kesiliyor, bizi oynatiyor resmen, yelkeni surekli ac, sar, ac, sar.  Ite kaka biraz daha yaklastik Marsala'ya dogru. Her taraf balikcilarla dolu, bir yandan vizir vizir etrafimizdan gecen irili ufakli feribotlar ve yolcu gemileri. Sagimiz solumuz adalar.

Gun isimaya baslayip, gorerek navigasyon yapilabilir duruma gelince, motoru calistirip, Marsala limanina giriyoruz (Pozisyon: 37.46.761 N, 12.26.185 E). Bu arada sunu da belirtelim: Sicilyalilar hakkinda kliselesmis onyargilar yuzunden biraz tedirginiz aslinda. Sanki tum Sicilya bizi bekliyor, malimizi calip tekneye zarar vermek icin. Ne de olsa Mafia'nin dogum yeri! Hal boyle olunca biri bize gunaydin diyecek bile olsa altinda bir kotu niyet arayacagiz sanki. Bizi dusunduren diger bir konu da suydu: Amerika'da marinalarda kictan baglama diye birsey olmadigindan, orada yapilan teknelerde -ozellikle eski teknelerde- kictan inip binmek icin bir duzenek koymamislar. Bizim teknede de ayni dert var. Zaten musait olmayan kic tarafa bir de davit yapip dinginin distan takma motorunu asinca, bize orada hareket alani kalmadi. Bu yuzden marinaya baglanmaktansa demirde durmayi tercih ediyoruz, ustelik isin maddi yonu de var, bos yere niye para verelim. Bu hislerle limana giriyoruz, ama tam bir hayal kirikligi! Marsala oldukca buyuk bir yerlesim yeri. Liman liman dedigimiz, balikci barinaginin biraz daha buyugu. Limanin icinde demir atmaya musait yer var mi diye bir tur atiyoruz. Demirde kimse yok. Limanin bir kosesine bir kac pontonluk ufak bir marina yapmislar, onlarda dolu gorunuyor. Bir kosede balikcilar, diger bir yanda feribot iskelesi. Teknelerin bagli oldugu rihtimda, orada calistigi belli olan gencten birisi, hevesli el kol hareketleriyle bagirarak birseyler soyluyor, bize yanasacak bir yer isaret ediyor. Amma velakin adamin tipini sevmedik, hemen orada bir U donusu yaparak, hic birsey olmamis gibi havaya  bakip islik calarak oradan uzaklastik. Liman cikisinda, mendirek yakinina demir atmis bir teknenin yaninda gordugumuz polis botu ve tahmin etmeye calistigimiz konusma da bizi huzursuz etti. Ne bu ya, polis botlari orada burada, bizim icin cok fazla hareket olan bir yer, fazla guvenli gorunmuyor. Nasil olsa yolumuz uzerinde daha cok yer var yakit ve yiyecek ikmali yapabilecegimiz, hos, hic ikmal yapmasak da Turkiye'ye kadar idare edebilirdik o da ayri. Sadece yanindan gecerken Sicilya'yi da gormek istemistik.

Marsala'da demirleme sansi bulamayinca rotayi yeniden guney doguya cevirerek, baska bir yer aramaya basliyoruz. Daha onceden demirlenebilecek bazi yerleri  not almistim. Artik hangisi musait olursa orada duracagiz. Kiyi seyri yaparak yolumuza devam ediyoruz. Bir kac saat motorla seyrettikten sonra 12.15'te Mazara del Vallo limanina giriyoruz... ve girdigimiz gibi hemen cikiyoruz (Pozisyon: 37.38.302 N, 12.35.372 E) Bize gore bir yer degil, demir yeri yok. Devam.

Granitola Burnu'na (Capo Granitola) dogru yaklasirken guzel, kuvvetli bir ruzgar cikiyor. Burun yuzunden olmali. Daha onceki tecrubelerimizden(ve baskalarinin tecrubelerinden) biliyoruz: Bir yerde burun varsa mutlaka ruzgar da vardir. Bunun gecici oldugunu ve burnu donunce bitecegini dusunuyoruz ama hic olmazsa burnu donene kadar 1-2 saat de olsa ruzgardan faydalanalim diyerek motoru durdurup, emektar okuzu fora ediyoruz. Tek basina bizi cekip goturuyor. Sciacca'da durabilecegimizi umarak devam ediyoruz. Ama cok pahali olabilecegi fikri de aklimizin bir kosesinde duruyor.

Ruzgar kah yavaslayip kah siddetlenerek esiyor, biz de kiyi seyrimize devam ediyoruz. Kiyi seyri ama cok da yakindan degil, ne olur ne olmaz. Seyrimizi durbunle yapiyoruz:)
Aksam 20.15 gibi Sciacca'ya vardik.(Pozisyon: 37.30.103 N, 13.04.458 E) Limana girerken ufak bir varta atlattik. 5-6 metrelik bir surat teknesi, uzerinde 2 adam ve bir kac cocuk, ipini koparmis gibi hizla limandan cikarken, herhalde dumendeki adam birseylerle mesgul oldugundan olsa gerek, direk ustumuze dogru geldi, son saniyede cocuklarin bagirmasiyla adam bizi gordu ve dumeni kirdi, bir kazayi kilpayi atlattik. Elimiz ayagimiz titredi. Tabii bizim kaptan cogu Turk erkeginin bu durumda verecegi tepkiyi verdi :)

Sciacca'da da hic demir yeri yok, ama 2 gunun yorgunluguyla bari bu gece durup marinada da olsa yatalim diyoruz. Binbir manevrayla dar alanda hayatimizda ilk defa kictan baglaniyoruz. Megerse boyle yerlerde demir atilmaz, tonoz alinirmis. Biz nereden bilelim. Attik demiri, yanastik, ama yanasamadik, cunku demiri fazla uzaga atmisiz, iskeleye olmamiz gereken noktadan 1 metre uzak kaldik. Hos degil, hadi yeni bastan, demiri cek, demir alirken capaya takilan eski zincir parcalari ve ivir zivir cercople bogus, hadi yeniden at, neyse ikincide zor zahmet basariyoruz. Yanimizda Malta'dan gelen Fransiz bir aile var, biri bebek 3 cocuk oldukca kalabaliklar. Bizim teknenin uzerini cingene cadiri gibi gorunce biraz tirstilar(kim tirsmaz ki) Onlarla konustugumuzda yeni geldiklerini, marina ofisinin kapali oldugunu ve gorevli kimse bulamadiklarini soylediler. Bizi aldi bir dusunce. Ya bu Sicilyalilar yarin gelince bize ucuk bir fiyat soylerlerse???

Daha once okuduklarimizdan bildigimiz kadariyla fiyatlar fahis olabilir. Biraz dusunup tasindiktan sonra, tekneden karaya hic inmeden(kictan inme sorununu da dusunerek) demir aliyoruz, resmen kaciyoruz:) Hazir guzel ruzgar da varken, gidebildigimiz kadar yol gidelim. Bugunun dersi: nasil kictan baglanacagimizi ogrendik:)


Liman girisinde onumuzden gecen feribot

Marsala liman girisi

































Kaptan ruzgarsiz gunleri hic sevmez :)









Mazara del Vallo, limandan sehrin gorunusu




Mazara del Vallo marinadaki tekneler

Sciacca'ya dogru kiyi seyri







Sciacca 




23 Agustos 2008 Marsala'ya yaklasirken

23 Agustos:
Pozisyon:  37.59.177 N, 11.19.624 E

Gecemiz sakin gecmekteyken, geceyarisi birden yakinlarimizda biten ve dosdogru uzerimize geliyormus gibi gorunen balikci teknesi yuzunden rahatimiz kacti. Daha once yasadigimiz deneyimler yuzunden, isi sansa birakmak istemiyoruz, bu adamlar calisirken telsiz basinda olmadiklari gibi teknelerinin nereye gittigine de bakmiyorlar pek, onlerinden kacmak en uygun hareket. Biz de 00.15'te motoru fire-up yapip, balikci ile aramiza emniyetli bir mesafe koyuncaya kadar kaciyoruz. Saat 01.30'da motoru durduruyoruz, hic ruzgar yok, deniz carsaf gibi, biz de yatiyoruz (bu yatmalar hicbir zaman horul horul uyumak degil tabii, radarimizin alarmini aciyoruz, her yarim saatte bir havuzluktan etrafi kolacan ediyoruz. Zaten havalar sicak oldugu icin havuzlugu mekan tuttuk, orada uyukluyoruz ikimiz de)

Bugun ruzgar biraz gecikti, sabah 8'de ancak esmeye basladi, biz de hemen okuzu taktik. Uc saat kadar gittik gitmedik, 11 gibi ruzgar yine kaldi. 
Belki gelir diye bekliyoruz, ama 12.40'a kadar ancak dayanabildik, feci sicak bir hava.  Yine yakinimizda bir balikci teknesi belirdi, dibimize ag atiyor, hic sevmeyiz biz oyle yakinlarda ag filan olmasini, daha onceden okudugumuz aga dolanan pervane hikayeleri bizi temkinli olmaya zorluyor, hemen motora davraniyoruz. Yedek bidonlardan mazot tankina takviye yaptik, prensip icabi tanki devamli dolu tutmaya calisiyoruz, kac saat motor calistirdigimizi, ne kadar yol gittigimizi, ne kadar mazot harcadigimizi kayit altina aliyoruz boylece. Misal, son koydugumuz 3 galon mazot(11.4 L) motorumuzu 11.4 saat calistirmisiz(Boyle seyirlerde saatte ortalama hizimiz 4.5 knot). Yani saatte 1 L mazotla 4.5 mil yol almisiz. Bunun da gayet ekonomik oldugunu dusunuyoruz. Ama bizim kaptan boyle ekonomik olmasi icin motor devrini 1450'den yukari cikarmiyor.

Deniz ayna gibi dumduz. Marettimo adasini pruvamizda goruyoruz, 36 mil mesafede, ama bir Umitim klasigi, gorsek de yaklasamiyoruz. Bu yolculugun ozeti gibi oldu artik: Orada bir ada var uzakta, gitmesek de...
Bizim asil gitmek istedigimiz yer Marsala, cunku bu adaciklarda parkedebilecegimiz bir yer var mi pek bilemiyoruz, elimizde Akdeniz'le ilgili detayli bir guide ya da chart yok. Bir tane buyuk genel Akdeniz chart'i var, GPS'te Akdeniz'e uygun kart olmadigi icin sadece pozisyonlari ve isimleri gosteriyor, fazla detay vermiyor. Kisitli bilgilerimizi de daha once internetten indirmis oldugumuz notlardan edindik. O yuzden daha buyuk limani oldugunu dusundugumuz yerlere ugrama plani yapiyoruz. 

6 saat kadar motor calistirdiktan sonra artik Favignana adasi ve arka planda Sicilya kiyilari secilmeye basladi. Etrafimizda ucan balik suruleri hizla geciyorlar. Bu sakin gunun resimleri ve videosunu yuklemeye calistim ama sorun oldu, belki daha sonra tum videolari Youtube'a yukleyecegiz. Biz bloga basladigimizda malum Youtube yasakliydi, o yuzden  yukleyememistik.

Marettimo adasi pruvamizda, deniz cam gibi

ufuk cizgisi bile kaybolmus

Bekle Marsala, biz geliyoruz:)

Adaya yaklasip telefonlar cekmeye baslayinca yuzum guluyor,
hava cok sicak da olsa gece havuzlukta belli bir saatten sonra
 serin oluyor

Yorgun kaptan manzaraya karsi :)

Tuesday, February 28, 2012

22 Agustos 2008 Hala Sicilya yollarinda...

22 Agustos:
Pozisyon: 38.22.990 N, 10.08.138 E
Bir kac saat kestirdikten sonra saat 3 gibi ruzgarin geldigini hissedince kalkip okuzu bagladik hemen, yola koyulduk. Buralarda birkac gundur ruzgar hep ayni donguyle esiyor, biz de alistik, sabaha dogru kalk, yelkeni bas, kusluga dogru yelkeni sar, haydi motor, derken gun geciyor. Ruzgar olmadigi zaman hava gercekten dayanilmaz bunaltici oluyor. Insanin bir is yapasi gelmiyor. Tabii disaridan bakanlara gore teknede keyif catiyoruz, pek bir is yapmiyoruz gibi gorunebilir. Ama gunluk hayati idame ettirmek icin mutlaka yiyecek birseyler hazirlamak zorundayiz, o da basli basina bir is. Karadayken cok mecbur kalmadikca disarida yemek yemeyip her turlu yiyecegi kendisi uretmeye calisan bizim kaptan, teknede (biraz da mecburiyetten) ayni sekilde devam ediyor. Lahmacun, pizza, kek, ekmek, yogurt.. malzemesini bulabildigimiz ne varsa, teknede yapiyoruz. Firinimiz ve ocagimiz verimli calisiyor. Mesela yogurt bizim icin, ozellikle de bu yaz sicaginda olmazsa olmaz yiyeceklerden biri. Okyanustayken sutumuz olmadigi icin yogurdu sut tozundan yapmak zorundaydik. Daha sonra Azorlar'da marina bekcisinin karisindan aldigimiz inek sutuyle yaptigimiz yogurdun yerini hicbiri tutmasa da, Tarifa ve Mallorca'da depoladigimiz kutu sutler de gayet iyi is cikardi. Bolca yogurt ve yaninda ev yapimi misir ekmegi dar anlarda imdadimiza yetisiyor. Bazen mevcut sebzelerden yemek yapiyoruz. Bermuda-Azorlar arasi gecisimizde yasadigimiz kitlik yuzunden(sagolsun Bermuda'nin fahis fiyatlari) daha sonra ugradigimiz yerlerden mumkun mertebe dayanacak sebzelerden bolca depolamaya calistik. Mesela yesil domates(yolda giderken kizariyordu), kavun, karpuz, patlican, biber, envai cesit peynir... Bugun de baharatli patlican ve patates yemegi yaptik, yaninda taze yogurt ve ekmekle tadina doyum olmayan bir ziyafet oldu bize. Kilo almaya devam:(

Ogleden sonra saat 15.00 sularinda ruzgar tamamen bitti, deniz cam gibi. Biz de biraz serinleyebilmek icin  guverteye oturup kova kova su dokunduk, yuzmek kadar olmasa da bir nebze ferahladik. Biraz da camasir yikadik. Nasil olsa Sicilya'ya yakiniz, suyu cok idareli harcama geregi duymuyoruz. Okyanusta iken bir damla bile suyu ziyan etmeye cekiniyorduk, burada kendimizi evde gibi hissetmeye basladik:)

Coook uzaklarda bir balina gorduk, anilarimiz depresti ama Allah'tan yakina gelmedi. Bir yunus surusu bize eslik etti uzun sure. 

Hava durumu raporunda bize yakin bazi cepheler gorunuyor, umarim firtinaya yakalanmadan Sicilya'da bir yerlere  variriz.

Bu sakin gunde yakinimizdan gecen bir konteyner gemisi










Cok hafif ruzgarda bile sansimizi deniyoruz, yelkenler acik,
devasa dingi  on tarafi tamamen kapliyor


Monday, February 27, 2012

21 Agustos 2008 Sicilya yollarinda

21 Agustos:
Pozisyon : 38.34.216 N, 09.05.182 E (sabah 9.15)

Gece pek ruzgar yoktu, o yuzden fazla ilerleyemedik. Sabah 4'ten 9'a kadar 2-3 mil ancak geldik. Saat 9'dan sonra yakitimiz ruzgarin biraz uflemeye baslamasiyla okuzumuzu umutla aciyoruz, ana yelkenimizi de basiyoruz. Okuzumuz cok iyi cekiyor masallah, niye simdiye kadar bunu kesfetmemisiz ki! Bu hafif ruzgarda bile gayet guzel goturuyor tekneyi.
Heyecanimiz cok uzun surmuyor, ruzgar tamamen kesildigi icin saat 12 civari motora kuvvet demek zorunda kaliyoruz. 2 saat calistirdiktan sonra, denizin uzerinde kipirtilar belirince hemen motoru durdurduk, okuzu denemek icin en ufak bir firsati dahi kacirmak istemiyoruz. Butun gun ruzgarin basibos esip surekli yon degistirmesinden dolayi, kavanca atmakla gecti gunumuz. Zaman zaman da ayi bacagi yaparak ilerledik.

Bilmeyenler icin ayi bacaginin tarifi:
Malzemeler:
-1 adet ana yelken
-1 adet cenova(buyukce olursa daha iyi)
-1 adet spinnaker pole(balon gonderi)
-1 adet yelken diregi
-2 adet halka( yelken direginin iki yanina monte edilmis, balon gonderini farkli kavancalarda uygun tarafa ilistirmek icin )
-Aldigi kadar pupa ruzgari ( yani arkadan gelen ruzgar)

Tarif:
-Ana yelken ruzgarin durumuna gore bir tarafa basili olmali (sancak ya da iskele)
-Spinnaker pole'un bir ucu direge tutturulur(ana yelkenin acik oldugu yonun zit yonu-cenovayi acmayi planladiginiz taraf) diger ucu ise cenovanin alt arka ucuna  (iskota deligi) takilir. Amac yelkenin iskota ucunun mumkun oldugunca direkten uzakta ve gergin kalmasini saglayarak, ruzgar alan yuzeyi arttirmak.

Bu gonderi kullanma isi hosumuza gitti, cunku gorulur ve hissedilir bir sekilde hizimizi olumlu etkiliyor. Yalniz ufak bir sorunumuz var, bizim halkalardan bir tanesi kirik. Bugune kadar guvertede yatip duran bu gonderle isimiz olmadigi icin halkanin eksikligi bizi rahatsiz etmiyordu. Elimizde tek halka oldugu icin her kavancada(oynak Akdeniz ruzgarinin her yon degistirmesinde)onu yerinden cikarip kullanilacagi tarafa takmak zorundayiz(cok uzun olmasa da sonucta ugrastiriyor, sopayi cikar, vidalari sok, diger tarafa vidala, sopayi tak).
Bizim gonder teleskopik olmasina ragmen icindeki mekanizmasi calismiyordu, kaptan birbiri icine gecen borulari vidalayarak gonderin uzun durumda kalmasini sagladi.(her kullanim sonunda bu vidalar sokulerek(2)sopa kisaltilip yerine konuyor)

Ayi bacagi bu sekilde arkadan gelen hafif ruzgardan en etkili bicimde yararlanmayi sagliyor ama tekneye biraz yalpa yaptiriyor( ruzgar ve hizimiz gercekten fazla olmadigindan dikkatimizi cekmesine ragmen rahatsiz etmedi bizi). Usta yelkenciler bunun caresini mutlaka biliyorlardir, merak eden olursa Sadun Boro'nun Pupa Yelken kitabini okusun.Pek emin olmamakla beraber saniriz ustadimiz bu konuya parmak basmisti kitabinda. Bu vesileyle kendisine sevgi ve saygilarimizi iletiyoruz.

Gece 12'de ruzgar kaldi. Butun gun calismayla gectigi icin, biz de bunu firsat bilip  bir kac saat yatiyoruz.


Friday, February 24, 2012

19-20 Agustos 2008

19 Agustos:
Pozisyon: 39.31.704 N, 07.16.725 E

Butun gece tingir mingir, hoplaya ziplaya yol aldik, sabah arkamiza bir baktik, yine bir arpa boyu yol gelmisiz:). Gundogumu yonunde Sardinya'nin silueti  hayal meyal gorundu. Ama internetten indirip kaydettigimiz seyir defterlerinden bu ada hakkinda okuduklarimiz cok hosumuza gitti denemez. Adada ugrayip durabilecegimiz en yakin yerlerden biri Carlo Forte adasi idi. Ama marinalarla ilgili cok ucuk fiyatlar yazmislar(geceligi 70-200 Euro arasi degisen) Demir yerlerinden birine gidecek olsak bu sefer yolu iyice uzatmis olacagiz, ama zamanimiz sinirli, okullar acilmadan Turkiye'ye varmak istiyoruz. Zaten ters ruzgarlar yuzunden, surekli iki ileri bir geri, uc asagi bes yukari olmadik rotalarda ilerleyerek Akdeniz'de zigzaglar cizerken cok oyalandik. Yani buralarda demir atip tatil yapacak vaktimiz kalmadi, bir baska sefere bol vakitte daha ayrintili bir gezi fikriyle fazla oyalanmadan yolumuza devam etmek istiyoruz. O yuzden Sardinya'yi teget gecip simdilik Sicilya'nin Marsala sehrine dogru rotamizi degistiriyoruz. (Uc saat sonra ne olacagi bilinmez) Bu arada rotamizi Marsala'ya cevirmeden once havuzlukta yaptigimiz beyin firtinalarinda hem Italya'yi hem Sicilya'yi gorup oradaki bogaz trafigini de tecrube etme sansi verecek olmasina ragmen Messina bogazindan gecmenin bizim icin pek de yerinde bir secim olmayacagini, onun yerine Sicilya'nin guneyinden dolasip, belki Malta'ya da ugrayarak(kim bilir kac kez degisecek olan plan) karar vermistik.

Daha uc saat dolmadan bizim plan tokezlemeye basliyor. Saat 10.30 gibi ruzgarin kalmasiyla haydi motor diyoruz. Bu arada butun okyanus gecisi sirasinda ve Agustos ayinda olmamiza ragmen aksamustleri Mallorca'da dahi giymek zorunda kaldigimiz montlarla kalin oduncu  gomleklerimizi yazliklarla takas edip sandiklara kaldiriyoruz. Hava inanilmaz sicak olmaya basladi, 2 gun icinde Afrikali dostlarimiza benzedik, gunes kremi filan da fayda etmiyor, sudan yansiyan feci Akdeniz gunesi Florida gunesinden eksik kalmiyor.

Zaman zaman motora yuklenmelerle geciyor gun, bir turlu istenen ruzgar esmiyor. Gece 22.30'da pes ediyoruz, bizim motor calistirmaktan nefret eden(kendine Joshua Slocum'u idol kabul etmis) kaptan motoru kapatiyor. Akdeniz iste!!! Boyle hic ruzgar olmadigi zaman, yelkenli teknelerin haciyatmaz gibi olmasinin dogurdugu kotu sonuc, surekli bir saga bir sola sallanma durumu, dolayisiyla gurultu orkestrasi provaya basliyor. Heave-to(faca flok) yapalim dedik, ama yelkenleri olabildigince gerdirmemize ragmen hic ruzgar olmadigindan bizim heave-to (faca flok) bosa gidiyor. Rock'n rolla devam.

20 Agustos :
Gece yarisindan sonra (00.45) zaten butun vardiyalari tutan, bu yuzden de uyku duzensizliginden gerilmis kaptan, artik gurultu orkestrasinin provalarina dayanamiyor, motoru fayrap ediyor (fire-up) (Bu kelime bana cok sacma geldi ama Turkce'ye bu sekilde girmis valla). Sabaha kadar motorla devam, bir turlu Sardinya'nin golgesinden kurtulamiyoruz.

05.30 itibariyla pozisyonumuz 38.56.864 N, 08.04.692 E

7.30 civari yakinda gordugumuz bir benzin istasyonuna dalip depoyu fulluyoruz (saka tabii, ama doldurma kismi dogru). Ruzgarin hafiften esmeye baslamasiyla rahatlayarak motoru durduruyoruz. Ruzgar guzel ama her zamanki gibi tam bizim gitmeye calistigimiz guneydogu yonunden, yani burnumuza esiyor.
Biz de kendimizi ayarlayarak, once biraz guneye, ruzgarin yon degistirmesiyle de doguya dogru ilerliyoruz, surekli tremolalarla devam etmeliyiz..
VHF 68. kanalda saat basi yayinlanan hava raporuna gore ogleden sonra kuzeybati ruzgari esecekmis, bizim icin super, tam Sicilya'ya dogru gitme havasi.
Bu arada, ac kedilerin etrafta ucan kuslara agzi sulanarak bakmasi gibi biz de iki gundur tekne cevresinden gecen ucan balik surulerine istahla bakiyoruz. Ama balik yakalamaktaki beceriksizligimiz aynen devam ediyor, ne olurdu su ucan baliklardan ucu besi bizim guverteye konsaydi:)

Ogleden sonra yine mecburen 2 saat motor calistiriyoruz. Mehter takimi gibi Sardinya'ya bir gitsek bir gitmesek havasindayiz, ruzgar o yana goturmeye baslayinca gidelim diyoruz, sonra vazgeciyoruz.
Saat 18.00 gibi bir katamaranin karsimizdan geldigini gorduk, gecerken baktik  Amerikan bayrakli, hemen telsizden cagri yaptik, hemsehrim kimsiniz dedik(ne de olsa hemseriyiz). Teknenin adi Cenou, EMYR rallisine katilmislar, Turkiye, Yunanistan, Sicilya derken Balear adalarina dogru gidiyorlarmis, 2006'dan beri coluk cocuk hep beraber denizlerde geziyorlarmis, artik Amerika'ya donus yolundalarmis. "Sail the blue" isimli bir bloglari da var. Yalniz bunu anlatmamizin bir sebebi var: Bu ruzgarsiz havada biz yerimizde sayarken, onlar koca cenovalari acik, keyifli bir yelken seyri yapiyorlardi ( gerci o tekne hem buyuk bir katamaran, hem de ruzgari kic omuzluktan aliyor ama). Bizden uzaklasip giden katamaranin dumen suyunu hayranlikla izlerken bizim de kafada ampul yaniyor: Daha once bir kac kez muhabbetini yapip da tembelligimizden, (ya da benim "kucuk yelken guvenlidir, hava aniden kacak yaparsa-squall- o koca yelken yirtiliverir alimallah"sloganina derin inancimdan) dokunmadigimiz, basaltinda bir cuvalda tikili, bir basina biraktigimiz, daha hafif ve daha buyuk cenovamizi hatirliyoruz. Soyle birbirimize bakip "Faydasi olur mu, denesek mi acaba" diyoruz. Karar vermemiz cok uzun surmuyor. Birkac gundur istedigimiz yere yaklasamiyor olmanin verdigi hayal kirikligi yerini heyecana birakiyor. Bir hevesle kosup o karman corman teknenin icinden yelkeni buluyoruz, palas pandiras guverteye alip, cuvaldan cikariyoruz. On yelkeni indirip furlingden(sarma) cikarip yerine koca yelkeni takiyoruz. Birkac ufak tefek ayardan sonra yelkenin yerinde durusunun hosumuza gittigine karar veriyoruz. Hemen ana yelkeni de basip, gerekli trimleri yapiyoruz, o da ne! Teknenin ileriye dogru yaptigi ani atilimdan dolayi nerdeyse bir yere tutunmamiz lazim( saka tabii ki, bir yere tutunmamiz gerekmedi). Ama ortada kocaman bir gercek vardi ki, bizim bu koca yelken 1 knot ile yerinde sayan teknenin hizini 3.5 knota cikarmisti carsaf gibi denizin uzerinde. Her gun bu yelkenciligi biraz daha ogreniyoruz, bu da bizi mutlu ediyor:) Bizim kaptan gazoz kapaklarini kaybettikten sonra bulan cocugun sevinciyle(bugunlerde cocuklar kaybettikleri neleri bulunca seviniyorlar bilmiyoruz ama) naralar atip "Okuz gibi gucluymus bu yelken yaa!'' derken bizim yeni cenovanin adi da konmus oldu, o gunden sonra "Okuz" kaldi ve yelken degisikliklerinde verilen komutlar gayet acik secik anlasilir oldu:)

O sevincle ve hazir biraz yol almaya baslamisken Sardinya'ya hic ugramadan Sicilya'ya dogru gitmeye(bir kez daha) karar veriyoruz.

Kaptan yeni kesfine sevincle bakiyor:)

Sardinya gorunuyor, ama gecemiyoruz bir turlu



Wednesday, February 22, 2012

18 Agustos 2008 Sardinya'ya Dogru

18 Agustos:
Pozisyon: 39.15.526 N, 06.08.345 E (09.35)

Gecenin bir yarisi makinanin gurultusuyle uyandim. Saate baktim, sabahin 2.30'u. (Pozisyon: 39.32.851 N, 05.50.377 E) Neler olup bittigini anlamak icin havuzluga cikiyorum. Ne oldugunu sorunca, balina fosurtusu gibi bir ses duydugunu, ruzgar da tamamen durdugu icin, o bolgeden uzaklasmaya karar verip. motoru calistirdigini soyluyor bizim kaptan. Hey Allahim, sen nelere kadirsin:) Azor'daki yuksek basinc alaninda gunlerce ruzgarsiz, carsaf gibi sakin deniz uzerinde otururken nasil olsa ruzgar gelecek diye inat eden adam, can korkusu olunca benim birsey dememe gerek kalmadan nasil da calistirivermis motoru:) Dun yasadigimiz balina vakasinin ardindan surekli diken ustundeyiz.
3.5 saat motor calistirdiktan sonra, olasi balina tehlikesinden yeterince uzaklastigimiza kanaat getirip motoru kapatiyoruz. Zaten hava da aydinlaninca, insan ne olup bittigini goruyor, daha rahat seyir yapiyor.
Sabah saatlerinde ruzgarin dogudan esmeye baslamasiyla birlikte biz de rotamizi zorunlu olarak guneye ceviriyoruz. Simdi yonumuz Afrika, bakalim Sardinya'ya gidebilme umudumuz ne kadar surecek.
Ama bu Akdeniz'in ruzgarlari dedikleri gibi cok guvenilmez, her zaman en olmayacak yonden esiyor, ya da tamamen duruyor, surekli yon degistiriyor vs. Bu arada ben Sardunya ve Sicilya hakkinda internetten indirip kaydettigim yazilari tekrar tekrar okuyorum, demir yerleri vb. konularda biraz bilgi biriktiriyorum ki oralara vardigimizda bocalamayalim. Kaptanin balina yuzunden hissettigi korkuyu ben her an ters esebilecek bir ruzgar yuzunden hissediyorum, cunku pek cok seyir defterinde aniden cikan, kisa suren ama bazi teknelere zarar verebilen ruzgarlarla ilgili hikayeler okudum. Ozellikle su gunlerde icinde bulundugumuz bolgenin ruzgarlari olan Mistral beni cok korkutuyor. Iyice kontrol hastasi oldum denebilir, o yuzden yelkenimizin cok acik olmasini hic istemiyorum, her zaman tedbirli gitmek istiyorum. Aslinda bizim kaptanin gecen yazdan beri kullandigi anti-depresanlari(gecen yaz konan panik atak teshisi yuzunden) avuc avuc yutmasi gereken benim, butun seyir boyunca bu korkum yuzunden adama hic dogru duzgun yelken actirmadim, surekli camadanli ana yelkenle ve yari kapasitesindeki on yelkenle (bir kac sefer haric) yolculugumuzun bu noktasina kadar geldik.

Ogleden sonra ruzgarin yon degistirmesiyle rotamizi yeniden Sardinya'ya dogru cevirebildik, bakalim ne kadar musaade edecek.

Aksama dogru saat 7 sularinda bes mil mesafede alti tane yelkenli gorduk. Ordek surusu gibi bir arada suzulup gidiyorlardi. Herhalde bir ralli olsa gerek. Ardindan devasa bir yelkenli daha, iki direkli, cok guzel ruzgar olmasina ragmen bir tane bile yelkenleri acik degildi, ne hikmet anlamadik. Direkleri sus olsun diye koymuslar herhalde. Karaya cok yakin olmasak da FM radyolari dinleyebiliyoruz, hosumuza gidiyor, cunku okyanustayken tek duyabildigimiz bir kac kisa dalga radyo idi. VHF'de cekiyor, hava durumunu (cok anlasilir olmasa da )dinlemeye calisiyoruz. Italyanca, Ispanyolca, Arapca, artik ne kadar kapabilirsek.

Bu arada havuclu kek yaptik, her zamanki gibi nefis oldu, bu gidisle verdigimiz kilolari geri alacagiz:) Aslinda normal olarak yemek ve ekmek yapma isleri hic aksamadan devam ediyor.

Saturday, February 18, 2012

17 Agustos 2008 Balinaaaa !!!

Pozisyon: 39.14.871 N, 04.48.985 E

Sakin bir gecenin ardindan yola devam ediyoruz. Planimiz Sardunya Adasi'nin guney ucundaki San't Antioco'ya dogru yol almak, uygun bir yer bulursak durup birkac gun gecirmek. Bu da onlarin Antakya'si olmali:) Bu arada Mallorca'dayken internetten Sardunya ve Sicilya basta olmak uzere Akdeniz'le ilgili bolca seyir yazisi kopyalamistik(okuyacak vakit az oldugundan yolda giderken bakariz diye) Diger denizcilerin izlenimleri, nerede kalinir, fiyatlar nasildir vs. Bunlara bir goz atip ona gore karar verecegiz.

Pozisyon: 39.19.045 N, 05.03.607 E

Kaptan anlatiyor:

Havuzlugun iskele tarafinda uzanmis, sirtimi ana kabine dayamis dumen suyunu izlerken, cok uykum geldi. Zaten gunesli ve sakince bir gun, ruzgar oldukca az. En son baktigimda hizimiz 2.9 knot idi. Buna da sukur diyip tekrar uzanmistim. Bizim ikinci kaptan da asagi salonda uyuyordu. Yari uyanik uyuklarken, herhalde son birkac saniyesini duydugum ama ne oldugunu algilayamadigim bir sesle irkildim( fosssss.... fossss..) Sanki teknenin hafif hafif sulari yararken cikardigi bas taraftan gelen ses gibiydi. Ama ne o kadar hizliydik, ne de deniz oyle teknenin burnunu kaldirip vuracak kadar cirpintiliydi. 2 saniye icinde bunlar hizla aklimdan gecerken "Aman Allahim, bu ses yunuslarin nefes verme sesine benzemekle birlikte kesin oyle birsey degil, cunku cok daha guclu ve uzun suruyordu (fossssshhhhh........................ fossshhhhhhhh...............) Bunlari 2 saniye icinde dusundum ve yerimden firlayip sesin geldigi sancak tarafa atlarken bir yandan"Allahim ne olur bu sesin kaynagi dusundugum sey olmasin" diye dua ediyordum. Ama denizde 10 metre kadar yakinimizda kocaman bir deligin kapanirken suyun altina dogru yavasca batisini gordugumde duamin kabul olmadigini anlamistim. Cabuk karar vermeliydim, durum hic de eglenceli gorunmuyordu!!! Bizim rotamizi saat 12 gibi dusunursek, onun rotasi daha cok saat 11 gibiydi ve daldiginda onumuze dogru gecmisti. Aklimdan ilk gecen sey balinanin kuyruk darbesiyle bizi havalandiracagiydi. Panik halinde ikinci kaptana "Balinaaaaaa!!!!!!!" diye bagirirken emirleri de arka arkaya siraliyordum:"kamerayi getir cabukkkkk, deniz suyunu ac, kontagi accc, cabukk!!!!" (Deniz suyu: motoru sogutan deniz suyunun vanasi) . O sirada ben de aceleyle tekneyi otopilottan cikarip hem yelkenlerin durumlarini rahatsiz etmeden hem de misafirimizden uzaklasabilecegimiz sekilde tekneyi iskele tarafina cevirdim. Umit kosarak havuzluga geldiginde yaratik yeniden tam onumuzden suyun uzerine cikmisti. Son bir dakikada yasadiklarim ve yaptigim manevradan bihaber ve uykulu halinden dolayi ne oldugunu anlayamamis olan bizim ikici kaptan balinayi tam onumuzde gorunce haykirmaya basladi " Balinaya carpacaksiinnnn, kacsanaaaa!!!!'" Ben zaten kendimizi kuyruktan korumak icin elimden geleni yapiyordum. Eger dusundugum gibi balina capraz bir rotada onumuze dalarak alttan bize dokundurmayi planliyordu ise, bu yaptigim manevra sonrasinda oldukca sasirmis olmaliydi. Simdi 30 metre kadar onumuzdeydi. Umit'e kameraya cekmesi icin bagirirken, motoru calistirip tam yol verip sancak alabanda yapmistik bile. Yeni rotamiza gore biz saat 3 yonunde iken o iskele tarafimizda saat 11 yonundeydi. Bu cok surmedi tabii, adam bizi korkutmaya devam etmekte kararliydi anlasilan. Rotasini bizimle esitleyerek, 30-40 metre iskele tarafimizda tekneye paralel batip cikarak yuzmeye devam etti ( Iste bu batip cikmalar insanin omrunden omur goturuyor. Once havaya fiskiran sular, sonra tren gibi su uzerinde sonu gelmeden gider gibi kayan koca bir nesne... Daha sonra kapanan bir delik ve renk degistiren su girdaplar yaparken icinde kaybolan nesne... Battigi yerdeki suyun kayniyor gibi fokurdamasi ve garip sakinligi ... ve sonraki bekleyis.. acaba simdi nereden cikacak, tam altimizdan mi yoksa???? )

Ikinci kaptanin agzindan:

"Balinaaaa!!!! diye bir sesle uykumdan firladim. Kaptanin emirlerini duyuyordum ama uyku sersemi algilamakta zorlandim, deniz suyu vanasini actim, ama kamerayi ayni hizla bulabildigimi soyleyemeyecegim. Oysa gozumun onunde asiliydi!!! Motorun kontak anahtarini cevirdikten sonra 3 adimda havuzluga firladim ve firlamamla hayatimin en buyuk korkularindan birini yasadim!! Tam onumuzde turkuaz bir duzluk, beynim gorduklerini hizla islemeye calisiyor ve duyduklariyla birlestirerek balinaya dogru son gaz gittigimiz sonucunu cikariyor!! "Balinaya carpacaksiiiin, cevirseneeee!!!!" diye bagirirken kaptanin sirf macera olsun diye balinanin uzerine tekneyi surdugu yanilsamasina kapilmis olmaliyim. Gercekten balinaya carpacagimizi dusunuyorum ve aklima en kotu senaryolar geliyor. Kaptan bir yandan kameraya cekmem icin bagiriyor, ama o korkuyla kameranin on\off dugmesini bulup da basabilecek yigit beri gelsin.
Motoru calistirip hizla kacmaya calisiyoruz, benim panikle kamerayi acamadigimi goren kaptan elimden aliyor, bir yandan kameraya cekiyoruz, bize paralel olarak batip cikiyor. Yavasca arayi acmaya calisiyoruz ama gozumuz uzerinde, etrafta fiskiran bir su ariyoruz surekli, hizimi 6.9 knot, bir yandan da insallah arkamizdan gelmez diye dua ediyoruz. O arada gozunu arkamizdan ayirmayan kaptan, bana iceriden zipkini getirmemi soyleyip duruyor(sanki vuracak hayvani:)) Ise yarayacagini dusunmesem de getiriyorum, hazir ediyoruz. Acaip sular fiskirtarak batip cikiyor ama yavas yavas arkamizda kaliyor, anlasilan bizi korkutmaktan vazgecti ya da bolgesinden cikmis olmamizin verdigi rahatlikla yavasliyor, geride kalarak kayboluyor. Ama o korku oyle bir korku ki, saatlerce gozumuz etrafta surekli fiskiran bir su var mi diye bakiniyoruz, kaptan bunun uzerine gunlerce salona inmedi, hep diken ustunde havuzlukta uyukladi ve sesleri dinledi.
Daha sonra elimizdeki kitaptan baktigimiza gore bu balina fin back whale(sirt yuzgecli balina) imis. Lakabi 'tazi' cunku oldukca hizli yuzebiliyorlarmis(23-24 knota ulasan hizlar), demek istese bize rahatlikla yetisirdi, ucuz atlattik gercekten de. Asagida cekebildigimiz kadariyla videoyu ekledik.


Friday, February 10, 2012

16 Agustos 2008 Mallorca'dan yola cikiyoruz

16 Agustos Cumartesi:
Adios Mallorca!
Sabah kalktik, yavas yavas yola koyulmak istiyoruz. Ama once kahvalti. Havuzlugun icindeki plastik sogutucunun uzerine tepsimizi yerlestiriyoruz. Ada manzarasi esliginde her zamanki favori kahvalti tabagimizi( klasik bol peynir cesitli, nefis kirmizi domatesin eslik ettigi bol sebzeli) sabah cayimizla birlikte silip supuruyoruz. Gunlerden cumartesi oldugu icin, guzel havayi da firsat bilen adalilar irili ufakli tekneleriyle sanki arkalarindan kovalayan var gibi aceleyle denize aciliyorlar, etrafimizda yogun bir hareketlilik yasaniyor. Biz de ufak ufak toparlaniyoruz. Son rotus olarak devasa dinginin guverteye alinmasi ve motorunun da davitteki yerine takilmasi gerekiyor. Her zaman Cirque de Soleil'deki akrobatik gosterileri animsatan bir sekilde yapildigindan, yerlerimizi aliyoruz. Dingiyi davitin oldugu kic tarafa yanastiriyoruz, kaptan dingide, ben havuzluktaki vincin basinda, kaptanin hazirladigi duzenekle motoru baglayip makara yardimiyla yukseltiyoruz, belli bir yukseklige kaldirinca kaptanin kosa kosa gelip motoru kucaklayip ev yapimi davitin ayaklariyla kupeste demirlerinin arasindan takacagi yere takmasi lazim. Tam cekerken motor bagladigimiz sekilden yan tarafa dogru kaykildi, kaptan panikle tekneye cikarak absurd bir sekilde 55 kiloluk motoru dusmesin diye tutmaya calisirken , ne oldum demeden motorun ust kapagi cuuup denize dustu!! Plastik oldugu icin batmayacagini dusunurken icine su dolmaya ve batmaya basladi. Tam o sirada yanimizdan gecen surat motorundaki iki adam ve iki cocuk olayi gormus olmalilar ki kahkahalar atarak yanimizdan gecerken, zaten cani yanmis ve sinirleri tepesine cikmis olan kaptan bas bas bagirdi: "hey!! you fu.%&#@ .. idiots! come and fu#@&#@ help instead of laughing and running away!! " (hey siz ... ....... sersemler, guleceginize gelin de yardim edin!!!) Duydugu seyleri anlamadigindan emin oldugumuz cocuklardan biri teknedeki adamlara bizi isaret edip birseyler dedikten sonra surat motoru geri dondu. Maalesef is isten gecti dedik, onlar da gaza basip gittiler. Tabii is yine basa dustu, motoru emniyete aldiktan sonra, kaptan maske ve paletle 7 metre derine dalarak otlarin arasindan kapagi bulup cikardi. Yepyeni motorun kapagi kaybolsaydi gercekten uzulecektik. Bu da bize yine iyi bir ders oldu, daha sonraki seferlerde motoru tekneye cikarirken daha saglamci davrandik.

Butun bu heyecandan sonra saat 12 gibi demir aldik, vira bismillah dedik, Sardunya'ya dogru yola koyulduk. Porto Colom'un korunakli limanindan cikinca denizde onlarca balikci kayigi ve piknik yapan insanlar bizi sasirtti.



Buyuklu kucuklu tekneler, hepsinin uzerinde basit bir sistemle yerlestirilmis tentelerin golgesinde, bir yandan avlaniyor bir yandan aileleriyle piknik yapiyorlardi. Cok guzel bir havada, tum yelkenlerimiz acik, keyifle devam ettik.







Monday, November 16, 2009

Mallorca'da bir gun..


Kayaliklarin arasinda balik keyfi



Porto Colom feneri







Kiyi boyunca uzanan yol aksamlari canli ve kalabalik




Mallorca'da cok gorduk bu kayiklardan, uzerindeki tenteyi acip golgelik yapiyorlar, haftasonlari ailecek hem balik avliyorlar hem de denizde piknik yapiyorlar



Fener ve onunde demirli tekneler



Evler cok katli degil, goze guzel gorunuyor






Tipik piknik kayigi:)


Az da olsa denize girilebilecek kumsal var


s/y Umitim demirde




Luks motoryatlar


Hava geliyorum diyor
Porto Colom'da demirleme sirasinda cok dikkatli olmamiz gerekti, etrafimiz karinca gibi yelkenli dingiler, coluk cocuk, egleniyorlar, bazilari yeni yelken ogreniyor, tekneyi kontrol edemeyip fazla yakina geliyorlar, hele bir tanesinin yelkeni bizim ruzgar jeneratorune degecekti neredeyse, odumuz koptu. Yan tarafimizda bir Amerikan teknesi dikkatimizi cekti. Tekne kocaman, ama acaip duzenli gorunuyor. Adam ve karisi dingi ile bir yerden geldiler, hemen dingiyi kasara ustune cekip, ozel yapilmis yerine ters cevirip koydular, guzelce bagladilar, tekneyi neta ettiler. Biz de "Vaaay be iste gercek denizciler, her an hazir ve nazir, derli toplu" diye dusunmeden edemedik:) Kaptan yanlarina gidip biraz bilgi aldi, marketin vs yerini tarif etmisler. 10 senedir dunya turu yapiyorlarmis, Turkiye'ye de gitmisler. Hemen dingiye atlayip hizli bir kesif turu yaparak biraz taze yiyecek aldiktan sonra, zaman kaybetmeden tekneye donduk. Tekneyi uzun sure yalniz basina birakip gidemiyoruz, demir taramak gibi tehlikeli durumlar olabilir.
Etraftan vizir vizir gecip, yaptiklari buyuk dalgalari ile tekneyi surekli sallayan simarik Mallorca'li surat motorlarina ragmen(ah Amerika ah, boyle terbiyesizlikler olmuyor orada, kanunlar calisiyor) ilk gecemiz gayet rahat geciyor.
Sabah uyandigimizda karadan koy girisine dogru oldukca guclu bir ruzgar esmeye basladigini gorduk. Kaptan guvertede sabah teftisini yaparken yanimiza gece gelip demir atmis koca motoryatin bir kac dakika sonra ayni yerde olmadigini hissediyor. Yanimizda paralel duran motoryat yavas yavas geriye dogru kaymaya basladiginda, Kaptan o sirada motoryatin guvertesine cikan kadina bagirarak demir taradiklarini soyluyor. Kadin sabah mahmurlugunu uzerinden henuz atamamis, anlamiyor "Que? Que?" diyor. En sonunda bizim Kaptan "Your boat is f...ing draggingggg!" diye tum gucuyle bagirinca, kadin kosarak digerlerini uyandirdi, hizla motoru calistirip kactilar. Biz de sagdan soldan kerteriz alip, GPS'i de calistirip havuzlukta bekleyerek tarayip taramadigimizi anlamaya calistik. Etrafa bakiyoruz, herkes tariyor, 15 dakika icinde herkes panikle demir toplayip kacti, bir bizim Amerikalilar, bir de biz kaldik. Onlara bakiyoruz, guvertede bile degiller, biz de kararsizlik icinde beklerken baktik yavas yavas tariyoruz. Daha onceden calistirip hazir ettigimiz motorumuzu tekrar calistirip demiri aldik, kendimizi limanin disina attik. Limanin disinda derinlik en az 30 metre oldugu icin demir atmak mevzu bahis degil. Bir tur atip, ikinci capamizi hazirladik ve tekrar limana girip demir atmaya karar verdik. Bu kez daha sig ve kumu cok olan bir yere demir atayacagiz, nasil olsa fazla tekne kalmadi etrafta, yer daha bol.
Biz demir hazirligi yaparken, 1-1,5 mil kadar gerimizden yaklasan bir tekne gorduk. Cenovasi acikken on istralyasi dibinden kopmus, cenova devasa bir bayrak gibi dalgalaniyor, saga sola savruluyor, kaptani iskotayi salmis, bu da daha tehlikeli bir durum olusturmus, bostaki cenova deliler gibi dalgalaniyor, iskota da kamci gibi teknenin her tarafinda sakliyor. Bunu yaklastikca farkediyoruz, zavalli adam, belki de diregi kirilacak. Koydaki kesmekesten habersiz, guvenli diye bir an once koya girip demir atmaya calisacak, eminiz ki demiri tarayacak.
O sirada bizim kendi derdimiz bize yetiyor, ona yardim edebilecek durumda degiliz. Bu zuppe Ispanyollarin da yardim edeceklerini pek sanmiyoruz.
Once kendi postumuzu kurtaracagiz:) Iceri giriyoruz tekrar, o sirada Amerikalilarin da demir alip bir sonraki maceralarina dogru yavas yavas denize acildigini gorup el salliyoruz. Onceki demir yerimizden daha ileriye gidip, obur teknelerden bosalan alanda 2,5 metre derinlige birinci demirimizi funda ediyoruz. Tekneyi 60 derece kadar sancak tarafa cekip bir kez daha funda bismillah diyerek ikinci demiri de atiyoruz. Yeterince kaloma verip gerdiryoruz, bu sirada yarali teknenin iceri girdigini goruyoruz. O da yuzune beton gibi carpan ruzgardan icerde neler oldugunu anladi herhalde. Ruzgar onun islerini daha da zorlastiryor, kamci seslerini duyuyoruz. Kaptan dingiye atlayip gitmek istiyor ama teknenin emniyetinden yuzde 100 emin degiliz. Bu sirada bir surat motoru icinde kahkalar atarak yarali tekneyi de birbirlerine isaret ederek yakinimizdan gecmekte olan iki kisiye bizim Kaptan anlayabilecekleri(!?#@!!) el kol hareketleriyle yaklasmalarini soyluyor. Adamlar saskin, bizim kaptanin ne dedigini pek anlamiyorlar ama, benim catpat Ispanyolca ile basi belada olan tekneye yardim etmelerini soyluyoruz. O tarafa dogru yoneliyorlar. Biz de hem halatlarimizla ugrasiyoruz, hem de gozumuz ustunde. Adamlar tekneye ulasiyorlar, el kol hareketleriyle yardim isteyip istemedigini soruyorlar. Adam da 'gerek yok' gibisinden bir el hareketi yapiyor. Surat motoru yeniden bizim tarafa dogru yoneliyor, tabii oyle rahatca gecip gidemiyorlar, Kaptan adamlari tekrar durduruyor "Que pasa??" diye sorarak neler oldugunu ogrenmeye calisiyor. Adamin yardima ihtiyaci olmadigini soyluyorlar, ama bizim Kaptan icin dogru cevap bu degil:) Adamlara tekrar oraya gidip, tekneye cikip adama yardim etmelerini soyluyor, adamin ihtiyaci oldugu belli, kibarliktan reddetmistir.
Yeniden gidiyorlar, bu sefer talimatlari uygulayip sorgusuz sualsiz tekneye cikiyor, kisa bir sure sonra demir attiklarini goruyoruz. Attigi yerde demiri tarayacak ama biraz zaman kazanacak.
Zaten biz artik teknemizin saglam kaziga bagli oldugundan eminiz,Kaptan dingiye atlayip adamin yardimina gidiyor.
"Tekneye vardigimda adamin hala sokta oldugunu gordum. "Olan olmus, sakin ol, su anda Kaptan sensin, ben de sana yardim edecegim" dedim. Bulundugumuz yerin eristelik oldugunu ve demirin tarayacagini da belirttim. Bu arada bosta kalan on yelken iskotasi ruzgar jeneratorune dolanmis, gunes paneli kirilmis, hersey yamulmus. Ben bas tarafta demiri aliyorum, adam dumende. Bizim tekneden daha ileriye gidip uygun bir yerde yeniden demir atiyoruz. Orada ruzgar daha az ve kumluk oldugu icin guvenli. Kendisi cok minnettar. Olayin nasil oldugunu anlatiyor. Sarma sistemini tekneye baglayan civata kopmus, Allah'tan diregini kirmamis. "
Kaptan tekneye donunce boyle aktariyor olayi. Iyi ki daha kotu birsey olmamis.
Biz binbir zahmetle demir attiktan sonra ruzgar yavasladi, ogleden sonra da tamamen durdu. Demir yerinde iken gunlugu 8 euroya wifi baglantisi aldik, rahatca iletisim kurmak icin iyi oldu. Kiyiya alisverise gittik. Burada da Tarifa'dan bildigimiz Eroski zincir marketlerinden biri var. Bizdeki buyuk zincir marketler gibi kendi markalariyla satilan gida urunleri oldukca uygun fiyata. Dingiyi bagladigimiz yere yurume mesafesi cok uzak olmadigindan tasimasi da kolay, iyi bir yiyecek stogu yaptik.
Etrafta hep tatile gelmis insanlar goruyoruz, gunduz sicak zamanlarda fazla kalabalik olmasa da aksamustu yollar kalabaliklasiyor. Bizim sahil kentlerine benziyor, ama acik ara farkla daha temiz ve yesil. Bizdeki duzensiz beton yiginlari burada yok. Istenirse Palma ve diger buyuk kentlere otobusle veya kiralik arabalarla ulasim mumkun. Ama biz fazla vakit kaybetmek istemiyoruz, Yasmin'in okul zamani yaklasiyor(ve surekli ne zaman gelecegimizi soruyor), daha gidecek yolumuz var. Niyetimiz 16 Agustos'ta yola cikmak.

Tuesday, November 10, 2009

6-14 Agustos 2008- Cebelitarik'tan ciktik yola, niyet Sardinia, kismet Mallorca:)

6 Agustos: Planladigimiz gibi akintinin en yuksek oldugu(high water) aksamustu 1840'ta Tarifa'dan demir aldik. Kiyiya cok yakin yerlerde akinti hissedilmiyor, ruzgar da cok hafif estigi icin 1 saat kadar motor seyri ile devam ettik. Bogaz'in iclerine dogru girince akinti cok artti, biz de hemen yelkenleri actik, motoru kapattik, ruzgar az olmasina ragmen 6 knot gibi bir hizla cok keyifli bir sekilde ilerledik.




Cebelitarik kayasi sislerin arasindan bir serap gibi gorunuyor.


Cebelitarik kayasini uzaktan gorduk, genellikle puslu olurmus zaten, bir de aksamustu olunca basi dumanli bir tepe gorebildik. Aslinda biz onceleri okyanusu gecince direk Cebelitarik'a gideriz diye dusunuyorduk. Sonra baska denizcilerin izlenimlerini okuyunca pek bize gore bir yer olmadigina karar verdik. Cebelitarik da Bermuda gibi Ingiliz topragi. AB haricinde kabul edildiginden vergi avantajli bir yermis, ihtiyaci olanlar gumruk vergisi odememek icin yedek parcalari vs oraya ismarlayip, sonra da gumrukten cekiyorlarmis. Oradan da yuruyerek Ispanya sinirini geciyorlarmis. Cebelitarik'in hemen yani basinda La Linea diye bir demir yeri var, ama orasi ile ilgili okudugumuz ciddi boyutlarda hirsizlik vakalari bizi vazgecirdi. Soyle ki: Dingiyi kiyida birakip bir yere gidemiyorsun, adamlar hemen gelip kilidi 2 saniyede kesiyorlar, dingiyi bir minubuse yukleyip goturuyorlar. Sonra da baska renge boyayip sana geri satabilecek kadar yuzsuzler! Polislerin de bu olaylara goz yumdugu seklinde bazi yorumlar vardi.


Bir yanimizda Afrika bir yanimizda Avrupa 'vay be bunu da gormek varmis' hisleriyle bogaz gecisini rahatca tamamladik, sadece Cebelitarik'a Afrika tarafindan gelip giden cok hizli katamaran feribotlar bizi biraz korkuttu. Onumuzden arkamizdan gecerlerken ne olur ne olmaz diye el feneri ile isaret yaptik. Sag salim gectigimize gore gormusler demek ki:)Rotamiz Sicilya, mumkun mertebe Cezayir sularindan uzakta kalarak hedefe varmak istiyoruz. Aslinda haritalardan ve okuduklarimizdan Cezayir kiyilarinda bizim lehimize 1 knot akinti oldugunu biliyoruz ama kotu niyetli insanlardan(korsan vb) dolayi fazla yaklasmak istemiyoruz onlarin kara sularina. Yavas yavas Ispanya kiyi seridinde yola devam.

Ilk gecemizde sakin sakin ilerlerken, oyle cok dalga da yoktu ustelik, arkamizdan bizi takip eden bir dalga yukunu bizim havuzluga bosaltmaya karar verdi. Bu Akdeniz sakin gorunse de demek boyle hinlikler yapiyor! Oysa okyanus gecerken gayet sert havalarda bile kamaranin kapak tahtalarini cogunlukla kapatma ihtiyaci duymamistik, burda sakin havada guvenilmez gorundu gozumuze, hemen kapattik tahtalari. Isa ve Massimo ile bu konuyu konusmustuk, bizim cok nadir kapaklari kapattigimizi duyunca sasirmislardi, Akdeniz'de farkli oldugunu soyleyip, kapaklari kapali tutmamizi onermislerdi.
Bu arada Tarifa da cok soguk olan deniz suyu artik isinmaya basliyor. Orada demirdeyken vanalarin cevresinde ilk kez su gordugumuzde sizinti olmasindan suphelenmistik, megerse disaridaki su soguk, hava da sicak olunca buzdolabindan cikan sise gibi teknenin alt bolumlerinde yogunlasma oluyor, her yer islak gorunuyor.

7 Agustos:
Pozisyon: 36.15.287N, 03.43.912 W
Ikinci gunumuz olaysiz geciyor, yavas yavas ilerliyoruz. Guzel yol aldik dun.
8 Agustos:
Pozisyon: 36.29.997N, 02.20.336W
Akdeniz kendini gosterdi, butun gun hic ruzgar yok. Tarifa'dan aldigimiz lahanalardan tursu yaptik, etleri de bozulmasinlar diye hamburger yaptik, pisirip buzluga attik. Hava okyanustakindan cok farkli. Bir saat kadar motor calistirdik ama cok sicak, kapattik, ruzgar bekliyoruz. Bir de bagali polo(Iran'lilarin meshur baklali pilavi) yaptim, kaptan begendi:) Bir arpa boyu yol gidemedik. Guneye dogru seyreden bir tekneyle yakin gecis yaptik, ismi hosumuza gitti "Magic Carpet Ride" :)

Magic Carpet Ride teknesi ile takin gecistik.





Ruzgarsiz bir gun ama keyfimiz yerinde:)



9 Agustos:
Pozisyon: 36.55.300N, 01.33.438W
Ruzgar bir cikiyor bir duruyor, ciktiginda da surekli dogu guneydogu esiyor, biz de kuzey-kuzeybatiya cikalim dedik. Cartegena Burnu'nu gecince ruzgar bulacagimizi umuyoruz. Aksama kadar yelkenleri bir ac bir kapat iyi kotu ilerledik. Aksam 2100 gibi ruzgar yine kaldi. GPS Cartegena Burnu'na 33 mil uzakta oldugumuzu gosteriyor, fener pruvamizda cakiyor, ama bir turlu gecemedik su burnu. Gunduz sicakta motor seyri hic cekilmiyor, ama aksam burnu donene kadar calistiralim diyoruz, yavas yavas tingir mingir gidiyoruz. Hava sicak oldugu icin ikimizde havuzluga birer minder atip karsilikli uzaniyoruz. Pek uyku tutmuyor, arada sirada etrafa bakiniyoruz, balikcilar, gemi isiklari, zaman geciyor. Sabaha karsi 0400 civari, biz boyle rehavet icinde ilerlerken(pozisyon: 37.21.777N, 00.40.494W), birden bire kic tarafimizdan gunes dogdu! Insan bir anda ne oldugunu algilayamiyor, bir saniye icin 'biz farkina varmadan geminin biri bize carpacak kadar yaklasmis' diye dusundum panikle. Uzerimize dogru tutulan kocaman projektorler etrafi gunduz gibi yapti, kendimizi geceleyin arabanin farlarina yakalanmis tavsan gibi hissettik! Megerse koca bir Ispanyol Sahil Guvenlik gemisi arkamizdan sessizce bize yaklasmis, zodyak botunda 3 tane Robocop gibi giyinmis sahil guvenlik elemani, gemi projektorleri yaktigi anda yanimizda bitiverdiler, biz ne oldugunu anlamaya calisirken, kibar bir Ingilizce ile Kaptan'dan tekneye cikmak icin izin istediler. Bizim Kaptan da ayni kibarlikla Amerikan Ingilizce'sini konusturarak adamlari tekneye buyur etti. Iki tanesi tekneye ciktilar. Birisi 'iceri girebilir miyim' dedi ama asagiya dogru bir goz atinca, teknenin icinin kalabalikligindan gozu kesmemis olacak ki, vazgecip havuzluga oturdu, bizden pasaportlari ve tekne belgelerini rica etti. Bu sirada digeri de engelli atlayarak, ziplayarak bas tarafa gitti, on guvertede ters cevrilmis yatan zodyakin altina bir isik tuttu, tekrar atlayip ziplayip bir yerlere takilarak geri geldi(eee kolay degil bizim teknede oyle duz yurumek:)) Pasaportlari ve tekne kagitlarini kontrol ettiler, ana gemiyle telsiz baglantisinda bilgiler kontrol edildi, isimleri kodlamasi biraz zaman aldi tabii, bir suru Yankee uniform vs sonrasi anlasma saglandi, bizim insan kacakcisi olmadigimiza karar verdiler:) Ozur dileyip, iyi yolculuklar dileyerek uzaklastilar.
10 Agustos'a devam:
Saat 0915'te not aldigimiz pozisyon: 37.17.552N, 00.35.927W.
Sabahki sahil guvenligin baskinindan sonra kaydedeger en onemli sey ruzgarin kah o taraftan, kah bu taraftan eserek bizi oyuncak etmesi oldu. Gece boyu sis vardi, hava durgundu.



11 Agustos:
Ruzgarsiz bir sabah, motor seyri yapiyoruz. Saat 1120'de sifir meridyenini gectik, pozisyonumuz: 37.38.568N, 00.01.149E.
Ogleden sonra ruzgar cikti, tum yelkenleri actik. Bir ara hizimiz 6 knota kadar cikti(ben her zamanki gibi gerildim tabii:)) Barometre hizla dusuyor, ne olur ne olmaz diye aksamustu ana yelkene camadan vurduk. Bu arada Kaptan Tarifa limaninda su alirken yasadigimiz atletik atlayislarin semeresini cekiyor, ayrildigimizdan beri belindeki agrilar yuzunden fazla hareket edemiyor.

12 Agustos:
Pozisyon: 38.07.385N, 01.49.931E
Bugun hava dune gore sakin. Bulutlarin sekli bir cephenin ustumuzden gectigini gosteriyor. Nefis bir havuclu kek yaptik, denizde guzel bir seyler yemek insana moral veriyor. Aksam ruzgar kaldi, bir kac saat motor seyri yaptik. Gece ruzgar guneydoguya dogru donunce yelkenleri bastik, ama az esiyor, 2.7 knot hizimiz, olsun, acelemiz yok:) Bugun sintineyi de temizledik, tekne cok yalpalayarak gidince, sintinede kalan su koku yapiyor, belli araliklarla deniz suyu dokup pompaliyoruz.



13 Agustos:
Pozisyon: 38.26.670N, 03.34.934E
Ruzgar geceden beri surekli donuyor, Akdeniz'in meshur halleri. Hep soylenen"Akdeniz'de ruzgar ya hic yoktur, ya da teknenin tam burnundan eser" lafina inanmaya basliyoruz. Ruzgar tam 60-70 dereceden esiyor, yani gitmemiz gereken yonden! Dalgalar kocaman oldu, okyanus dalgasina gore cok dik ve tehlikeli gorunuyorlar. Ogleden sonra hava daha da sertlesince heave-to yapmak zorunda kaliyoruz. Kaptan'in bel agrilari devam ediyor, ustune bir de kotu hava iyi olmadi. Heave-to yaptik ama akinti bizi batiya surukluyor, hic hos bir durum degil.


14 Agustos:
Niyetimiz Sardinia'ya dogru gitmekti, ama bir laf var: Plan yaptim de, Tanri'yi kendine guldur. Biz de plani yaptik ama, gece boyunca devam eden firtinada suruklenince kendimizi Balear adalarinin en buyugu Mallorca'dan 27 mil uzaklikta bulduk. Bu kadar yaklasmisken hem gorelim, hem de biraz alisveris yapip dinlenelim diye, rotamizi o tarafa ceviriyoruz. Adaya 7 mil kala, Cabrera adasinin yaninda ruzgar yine kaliyor. Kaptan soylenerek motora yol veriyor, kendimize demirleyecek bir yer ariyoruz. Mallorca bizim planlarin icinde yoktu, o yuzden pek detayli arastirma yapmamistik. Daha once bir kac denizcinin blgounda okudugum koy isimleri var, sansimizi deneyecegiz. Ayni Antalya'nin falezlerine benzeyen dik yarlarin goruntusu karsiliyor bizi. Palma buyuksehir oldugu icin o tarafa gitmek istemiyoruz, adanin dogu tarafina dogru yonelerek kuzeye dogru tirmaniyoruz. Kiyi boyunca tarayarak ilerliyoruz, ama elimizde detayli bir chart yok, MaxSea'deki bilgiler guncel degil. Artik bir yer gorene kadar gidecegiz. Neredeyse hic kumsal goremiyoruz, yaliyarlarin ustune kurulmus super luks villalar dikkatimizi cekiyor. Villayi yapmislar, her villanin onunden denize inen merdivenler, kayaliklarin ustunde havuzcuklar, gorsel olarak guzel. Etrafta vizir vizir yelkenliler, motoryatlar, balikcilar, biri gelip biri geciyor. Bir iki tane demir yerine girip cikiyoruz ama, ama vakit aksama yaklastigi icin icin butun tekneler donuyorlar, zaten buyuk olmayan demir yerinde bos yer yok. Biraz hayal kirikligi ile aramaya devam ediyoruz. Bir blogda okudugum Porto Colom aklimda kalmis, haritada da digerlerine gore daha buyuk bir girinti gibi duruyor, yaklasinca feneri goruyoruz, koyun agzindan iceri girmeye karar veriyoruz. Iceri girince oldukca korunakli bir dogal limanda buluyoruz kendimizi. Her yer tekne kayniyor, biraz gezinerek uygun bir yer ariyoruz, butun tonozlar dolu. Biz de demirdeki diger teknelerin yanina, saat 1920'de demirimizi atiyoruz (Pozisyon: 39.25.107N, 03.16.096E)Bu sefer tecrubeliyiz, sari bayragi cekmedik gurcataya, duruma gore davranacagiz, hic arayan soran, belge isteyen yok. Artik guzel bir gunbatiminin tadini cikarabiliriz:)


Demir attigimiz yer eristelikmis. Bizden sonra pek cok tekne daha geliyor koya. Her yer tiklim tiklim, super luks motoryatlar, minik yelkenliler, civil civil bir kalabalik. Yanimiza kocaman bir Ingiliz teknesi yanasiyor, herhalde kralicenin teknesi diye egleniyoruz. Klasik hatlari olan, en az 30 metre boyu olan, piril piril ahsap bir bir tekne, 5-6 murettebat var, hicbiri de 60 yasin altinda gibi gorunmuyordu, ayni kiyafetleri giyinmis ciddi ciddi adamlar, bir kac kere demiri atiyorlar, cekiyorlar, bir turlu tutturamiyorlar, olmayinca oradan ayrilip gittiler. Bizim Kaptan pek bi keyifli, bak diyor kralicenin adamlari bile 3-4 kerede tutturamadi, biz acemiler bir kerede tutturduk :)




Mallorca'ya yaklasinca falezlerle karsilasiyoruz



Villalar



Demirlemek icin girdigimiz ama yer bulamadigimiz koylardan biri


Porto Colom feneri